13.04.2016
GİV 2016 Nisan Girişimci Buluşmalarında Sn Nihat Zeybekçi Beyi Ağırladık

Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) olarak 2010 yılından beri düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz Girişimci Buluşmaları'nın 2016 dönem etkinliklerine aynı hızla devam ediyoruz.  GİV Girişimci Buluşmaları'nda 2016 Nisan konuğumuz olarak Ak Parti MKYK Üyesi ve Denizli Milletvekili sayın Nihat ZEYBEKÇİ beyefendiyi ağırladık.

Üyelerimizin ve dostlarımızın yoğun ilgi gösterdiği program akşam yemeği ikramımız ile başladı. İkramımızın ardından Vakıf Başkanımız sayın Mehmet KOÇ Nisan 2016 #GirişimciBuluşları'nın açılış konuşmasını yaptı. GİV Başkanı Mehmet KOÇ açılış konuşmasında Girişimci İşadamları Vakfı olarak yaptığımız çalışmaları anlattı, girişimcilik menkıbesinin ülkemiz için ne deneli önemli olduğuna değindi.

Vakıf Başkanımızın açılış konuşmasının ardından Ak Parti MKYK Üyesi ve Denizli Milletvekili sayın Nihat ZEYBEKÇİ beyefendi sahnedeki yerini alarak konuşmasın başladı. Öncelikle çocukluk yıllarından başlayarak hikayesini anlatan değerli konuğumuz iş hayatına nasıl atıldığını, tekstil sektöründe yaptığı başarılı çalışmalarını ve belediye başkanlığı teklifi ile siyasete giriş dönemini samimi bir şekilde anlattı. Hikayesini anlattıktan sonra sayın Zeybekçi, global ekonomik ve politik dengelerin pozisyon kaygılarına vurgu yapıp şu cümlelerle son yüzyıla ve günümüze ışık tuttu.

"Dünyada artık haritaları çizen ideolojik kalemler değil, daha çıplak bir şekilde ekonomik kalemlerdir. Ama global yapıların hedefleri hiç değişmemiştir. Bir: Kendi birliklerinin menfaatlerini en zirveye çıkarmak. İki: sürdürülebilir bir şekilde kendi birliklerinin enerji ve madde geleceğini garanti altına almak. Üç: kültür emperyalimiz veya diğer entrümanlarla dünyanın tüketim alışkanlıklarını belirleyen gurup olmak, dağıtım ve tüketim kanallarına hakim olmak. En önemliside tüm insanlığa finans piyalarına kural koyucu olmak. Şöyle bir geçtiğimiz 20-25 yıla baktığımızda dünyada birliklerini kurmul ülkelerin az önce saydığım bu gayelerine ulaşmaktan ve bu gayelerini korumaktan başka dertleri yok. 

Dünya haritası 1990'dan sonra bu kaygılarla yeniden çizildi. 1. Dünya savaşından önce ve sonra, 2. Dünya savaşından önce ve sonra, son olarak 90'lardan sonra Doğu-Batı bloğunun bozulmasından sonra Dünyada harita çizme oprasyonlarının merkezi ne yazık ki; bize ecdadımızın mirası olan bu kültür coğrafyamızdır. Bu yüzden Dünyadaki malum oluşumlar bu haritaları çizerken şunu hedeflemiştir; bu başta biz olmak üzere coğrafyadaki ülkeler iç sorunları sebebiyle başlarını kaldırıp ne oluyor diye bakamasınlar. Ve bize adeta şöyle söylediler hep: sen kendi işinle uğraş, sen bizim başına ördüğümüz sorunlarla boğuş, sen önce kendi sorunları çöz. Dolayısıyla bizler uyanmadığımız sürece kendileri kurdukları oyunlarla bu coğrafyaların tek oyun kurucusu ve yönetici olmayı hedefliyorlar. 

Türkler ne zaman Abdulhamit Han döneminde bir çıkış yolu buldu, Türkiye ne zaman ki 1930'lardan sonra Cumhuriyet'in o ilk dönemindeki sanayileşme adımlarını atmaya başladı, 1930’lardan itibaren ve 1929'daki Amerika krizinden sonra Türkiye taki 1946-47 lere kadar tam bir karanlık döneme girdi. Ne zaman ki Türkiye'de millet "yeter söz milletindir" diye 1950'de yeniden ayaklandı, ne zaman 1960 lara gelirken bu millet "hükümdar devlet" değil "hizmetkar devlet" ile tanıştı 60 İhtilali oldu. Daha sonra bu millet 12 Mar Muhturası gördü ve 80'lerdeki o kas dönemini yaşadı malesef. Ne zaman ki Özal ile birlikte bir hareketlenme oldu, Tükiye 1990'larda ekonomik krizlerle tanışmaya başladı. Dünyada ülkeler %10, % 7-8 büyürken biz krizlerle boğuştuk. 28 Şubat'ı yaşadık. Daha sonra 2000-2002 arasındaki devasa kriz ile Türkiye dizlerine çöktürüldü. Türkiye'nin yaşadığım en büyük operasyonlardan birisi 2000-2001-2002 operasyonudur. % 7000 faiz, bir gecede Türkiye'deki bankacılık sistemi devredildi. Batan bankaların o günkü çıplak net maliyeti 56 Milyar $'dır. O günlerin yaşanmadığını hesaplasak bugünlerde yaklaşık 500 Milyar $'lık bir kazanımımız olacaktı. Bu öyle devasa bir operasyondur ki; Türkiye'nin o dönemde, sanayinin ve üretimin yeniden canlandırılması, tarımın yeniden rehabilite edilmesi, enerji ihtiyaçlarıyla ilgili enerji yatırımlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili bir tek somut çapa yoktu. Sadece ve sadece finansman kaygısı ve finansman bulma kaygısı, yapılandırma kaygısı vardı. O dönemde bizlere öyle acı reçeteler dayattılar ki. IMF’in yapacağı 700-800 Milyon $’lık ödemelerin serbest kalması için nasıl görüşme üstüne görüşmeler yapıldığını hatırlayın. O dönemde altına Başbakanın, Başbakan yardımcısının ve Ekonomi Bakanının imzası olan bir belgede devletimize verilen şu talimatları biliyoruz: Halk Bankasını ve Ziraat Bankasını satın, Vakıflar Bankasını kapatın, kapatamıyorsanız satışa çıkarın, Türk Havayollarını satın.

 

Operasyon öyle büyük ki; bunlar yapılsa Türkiye tam istedikleri kıvama gelecek. Tüm bunlar yaşanıyorken; Allah bunlara hayır diyemeyenlerin ayaklarını birbirine doladı ve seçime gidildi. Milletimiz güçlü ve sağduyulu iradesi ile tecevvüh gösterdi ve o gün “muhtar bile olamaz” denilen bugünkü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Ak Parti tek başına iktidar oldu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Mayıs 2013’te Türkiye IMF’e cevap verdi: Halk Bankasını ve Ziraat Bankasını satmıyoruz, Vakıflar bankasını kapatmıyoruz, Türk Havayollarını satmıyoruz. Bakın bugün, Vakıflar Bankası dünyanın en hızlı büyüyen bankası oldu. Halk Bankası, Ziraat Bankası ve Türk Hava Yolları’nın bilanço performansları ortada. Peki neden o zaman bunu istediler? Çünkü bu devlet bankaları bugün olmasaydı, dünyanın en büyük havalimanı inşaatı ülkemizde olmadı. Tüneller, tüp geçitler olmazdı, Marmaray olmazdı, 3. Köprü olmazdı, otobanlar, hızlı trenler olmazdı. Bu kadar hızlı ve gelişen bir Türkiye olmazdı. Pasif, içe dönük, cebinde parası olmayan bir insanın bazı kararlar alınırkenki duruşu nasıl ise öyle bir Türkiye olurdu. Sorunlarımız daha mı az olurdu? Kesinlikle hayır. Yaşadığımız bu coğrafyada daha sorunsuz bir ülke istemek yapılan her şeye, her plana ve her sonuca evet demekten geçiyor arkadaşlar. 

Ecdadımızdan miras kalan kültür coğrafyamızda izinsiz oyunlar kurulurken, yeni haritalar çizilirken nasıl sessiz kalacağız. Aleyhimize olmasına rağmen nasıl her karar evet diyeceğiz? Sizler işadamısınız. Şirketinize zarar verecek ve giderek şirketinizi batıracak kararlara bile bile evet diyebilir misiniz? Türkiye diyemez. Değerlerimiz gereği, inançlarımız gereği ve miras aldıklarımız gereği güçlü olmak zorundayız. Bizler güçlendikçe, bir-beraber olup doğru adımlar attıkça sorunlarımızı çözeceğiz. Bölgemizde ve dünyamızda söz sahibi, izin alınan, adaletin ve vicdanın savunucusu bir ülke, güçlü bir ekonomi olacağız."

Konuşmasının son bölümlerinde yakın dönemde olan gelişmelere, günümüz Türkiye ekonomisine ve gelecekteki muhtemel ekonomik gelişmelere değinen değerli konuğumuz Nihat Zeybekçi, soru-cevap bölümünde gelen soruları içtenlikle ve detaylıca yanıtladı.

Soru cevap bölümü ardından Vakıf Başkanımız sayın Mehmet KOÇAk Parti MKYK Üyesi ve Denizli Milletvekili sayın Nihat ZEYBEKÇİ beyefendiye programın anısına plaket takdim etti. Plaket takdimini takiben GİV Mütevelli Heyeti ve İcra Kurulu'nun konuğumuz ile toplu fotoğraflar çekinmesiyle programımızı noktaladık. 

Nisan 2016 Girişimci Buluşmaları'na katılarak programımıza değer katan tüm girişimci üyelerimize ve dostlarımıza teşekkür ediyor, Ak Parti MKYK Üyesi ve Denizli Milletvekili sayın Nihat ZEYBEKÇİ beyefendiye valfımıza teşrif ettiği için veyaptığı değerli paylaşımlar için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

GİV olarak tüm çalışmalarımızda yer almak veya çalışmalarımızdan azami derecede faydalanmak için Vakfımıza Üye Olabilirsiniz. Düzenlediğimiz tüm etkinlik ve eğitimleri, çalışmalarımızı aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz;

Facebook Sayfamız: facebook.com/givorgtr

Twitter Hesabımız: twitter.com/givorgtr

Linkedin Profilimiz: tr.linkedin.com/in/givorgtr

Youtube Kanalımız: youtube.com/user/givorgtr

Saygılarımızla,
Girişimci İşadamları Vakfı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
DİGER HABERLER